Yargıtay Kararları

KİRA BAŞLANGIÇ TARİHİNDEN BİR GÜN SONRA DÜZENLENEN TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ GEÇERLİDİR.

Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/4052, K. 2025/1108, T. 25.02.2025

“Kira sözleşmesi, 15.05.2022 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olup, davalı kiracı 16.05.2022 tarihinde düzenlenen taahhütname ile kiralananı 15.05.2023 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt etmiştir. Kural olarak kira ilişkisi kurulduktan sonra alınan taahhütnamenin kiracının serbest iradesi ürünü olduğu kabul edilmelidir. Somut olayda; tahliye taahhütnamesi 16.05.2022 tarihinde düzenlenmiş olup, düzenleme tarihi itibariyle kiracılık ilişkisi mevcuttur. Davalı, tanzim tarihinin belgeye sonradan yazıldığını ve gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüş ise de, bu iddiasını aynı ispat gücüne haiz başka bir belge ile kanıtlamakla yükümlü olan davalı bu yönde bir delil sunmamıştır.”

UETS İLE GÖNDERİLEN ÖDEME EMRİNDE 5 GÜNLÜK SÜRE DOLMADAN BORÇLUNUN ÖDEME YAPMASI VEYA ALACAKLININ İCRA TAKİBİNDEN VAZGEÇMESİ HALLERİNDE TAHSİL HARCI ALINMAZ.

Yargıtay, 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/4171, K. 2022/11007, T. 26.10.2022

“Borçluya gönderilen ödeme emrinin, Tebligat Kanunu’nun 7/a ve Yönetmeliğin 9. maddesinde belirtildiği üzere, tebligat muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağından, ödeme emrinin borçluya 19/08/2020 tarihinin gün sonu olan saat 23.59:59 itibariyle tebliğ edilmiş olduğu, alacaklı vekilinin ise UYAP sistemi üzerinden 19/08/2020 tarihinde saat 20.57 itibariyle, gün sonundan, dolayısı ile ödeme emrinin tebliğinden önce takipten vazgeçtiğine ilişkin beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde, ödeme emrinin tebliğe çıkarılması fakat tebliğ edilmesinden önce yapılan icra takibinden vazgeçme halinde tahsil harcı almak mümkün olmadığından…”

ERKEĞİN DAVA AÇILDIKTAN SONRA EVLİLİK BİRLİĞİNİN DEVAMI İÇİN BARIŞMA TEKLİFİNDE BULUNMASI, KADINA ÇİÇEK GÖNDERMESİ, KADINLA GÖRÜŞMESİ MÜZAKERE NİTELİĞİNDE OLUP, AF OLARAK KABUL EDİLEMEZ.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2020/2244 K. 2020/3663 T. 14.9.2020

“Erkeğin dava açıldıktan sonra evlilik birliğinin devamı için barışma teklifinde bulunması veya kadınla görüşmesi, müzakere niteliğinde olup, af olarak kabul edilemez. Tarafların mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya neden olan olaylarda erkek ağır kusurludur.”

ADİ ORTAKLIĞIN TASFİYESİNE YÖNELİK TAŞINMAZLARIN DEVRİ İLE İLGİLİ DÜZENLEMENİN RESMİ ŞEKİLDE YAPILMASI ZORUNLU DEĞİLDİR.

RESMİ ŞEKİLDE DÜZENLEME ŞARTI ANCAK TAPULU BİR TAŞINMAZIN MÜLKİYETİNİN SERMAYE OLARAK KONULMASI HALİNDE ARANMAKTADIR.

"Diğer yandan; ortaklığın tasfiyesine yönelik taşınmazların devri ile ilgili düzenlemenin resmi şekilde yapılması zorunlu değildir. Resmi şekilde düzenleme şartı, ancak tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin katılım payı (sermaye) olarak ortaklığa konulması halinde aranmaktadır.”

EŞLERDEN BİRİNİN SOSYAL MEDYADA KARŞI CİNSTEN KİŞİLERE AİT FOTOĞRAFLARI BEĞENMESİ GÜVEN SARSICI DAVRANIŞTIR.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 1.6.2023 E. 2023/190 K. 2023/2851

“erkeğin ise kadının göz rahatsızlığı olduğunu evlenmeden önce bilmesine rağmen evlendikten sonra masraflı olduğunu söyleyerek tedavi ettirmekten ve masraflarının ödemekten kaçındığı, kadını ailesinin yanına ...'ye gönderirken harçlık vermediği, eve geldiğinde müşterek evdeki odaları gezerek biri olup olmadığını kontrol ederek kadını aşağıladığı, kadının ihtiyaçlarını karşılamadığı, ailesinin kadını saat mefhumu olmadan telefonla görüntülü olarak aramasına sessiz kalarak ailesinin evliliğe müdahalesine izin verdiği, başka kadınlara ait fotoğrafları beğenerek güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, diğer kusurların ise kadının ve erkeğin kusurlu hareketlerinden çıkarılması gerektiği, tespit edilen kusurlara göre yine de kadının hafif, erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle”

ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDE, YÜKLENİCİNİN ARSA SAHİBİNE “MALEN” KAYITLI BONO VERMESİ RESMİ ŞEKİLDE DÜZENLENEN SÖZLEŞMEDE KARARLAŞTIRILMAMIŞSA BU BONONUN SÖZLEŞME BEDELİ OLARAK VERİLDİĞİ KABUL EDİLEMEZ.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi T. 18.9.2007 E. 2006/4511 K. 2007/5456

“Menfi tesbit davasına konu 01.05.2001 tanzim ve 01.05.2003 vade tarihli bono “malen” kaydını içermektedir. Borçlu davalı taraflar arasındaki kat karşılığı eser sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini savunmuş, davacı arsa sahibi ise 24.04.2001 gün ve Üsküdar 6. Noterliği’nin 10481 yevmiye nosunda kayıtlı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin bedeli olarak verildiğini iddia etmiştir. Oysa taraflar arasındaki sözleşmede ayrıca bono verildiği açıklanmış değildir. Davacı arsa bedeli karşılığı verildiğini iddia ettiğine göre bunun sözleşmede kararlaştırılan yüklenici yükümlülüğünü arttırması nedeniyle aynı biçimde düzenlenmiş sözleşmeyle kanıtlanması gerekir. Borçlar Yasası’nın 12. maddesince Yasanın şekil koşuluna bağladığı sözleşmelerdeki değişiklikler aynı koşula uyularak yapılmalıdır. Bono düzenlenmesiyle sözleşme değiştirilmiş kabul edilemeyeceğinden davalı ve birleşen davada davacının menfi tesbit davasının kabulüne karar verilmesi yerine bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeyle reddi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Karar bu nedenle bozulmalıdır.”

ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ YAPILMADAN, YÜKLENİCİNİN ARSA SAHİBİNİN VERDİĞİ VEKÂLETNAMEYLE İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ YAPTIRMASI VE BU İŞLEM SONUCUNDA TAŞINMAZIN DEĞERİNİN ARTMASI HÂLİNDE,

ÜCRET SÖZLEŞMESİ BULUNMASA BİLE YÜKLENİCİ PİYASA RAYİCİNE GÖRE ÜCRET TALEP EDEBİLİR.

Y. 23. HD. T. 28.3.2014 E. 2013/9340 K. 2014/2375

“Mahkemece, davacı yanca yapılan masraflar ve vekalet görevini icra etmesi nedeniyle hakettiği ücret hesaplanmışsa da yapılan hesapta, gerek masrafların hangi arsa sahibi için yapıldığının belirlenmemesi, gerekse de hesaplanan vekalet ücretinin değer artışı esas alınarak saptanmasına rağmen her bir arsa sahibinin arsasının farklı değerde arttığı bilirkişilerce ifade edilmesine rağmen, bu istek kalemi yönünden de herhangi bir ayrım yapılmadan hüküm altına alınan miktarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi de hatalı bulunmuştur.”

ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ UYARINCA YÜKLENİCİYE BIRAKILMASI GEREKEN BAĞIMSIZ BÖLÜM, HACİZ KONULDUĞU TARİHTE HÂLÂ ARSA SAHİBİ ADINA TAPUDA KAYITLIYSA;

VE BU SÖZLEŞME HACİZ TARİHİNDE TAPUYA ŞERH EDİLMEMİŞSE, ARSA SAHİBİNİN ALACAKLISI TARAFINDAN KONULAN HACİZ KALDIRILMAMALIDIR.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi T. 22.12.2021 E. 2021/2558 K. 2021/2478

“Dava konusu somut olayda ilk derece mahkemesince; bağımsız bölüm üzerindeki haciz şerhinin arsa sahibinin borcundan kaynaklandığı, haciz şerhinin konulduğu tarihte kat karşılığı inşaat sözleşmesi tapuya şerh edilmediği gibi, davalı alacaklı K2’ın haciz koydurduğu taşınmaz ya da bağımsız bölüm üzerinde inceleme yaparak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, inşaatın devam ettiğini ve bu yerin yükleniciye ait olduğunu araştırması beklenemeyeceğinden ve davalıların murisinin kötüniyetli olduğu davacı tarafça da kanıtlanamadığından tapu sicilinin aleniyeti ilkesi gereği, yükleniciye ait olması gerekip haciz şerhinin konulduğu tarihte arsa sahibi adına kayıtlı bağımsız bölüm üzerine arsa sahibinin alacaklısının koyduğu haciz şerhinin kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken...”

AV. ARB. Seher ÇINGIL, LL.M.

Hakkımızda

Avukat Seher ÇINGIL, düzenli olarak mevzuat değişikliklerini takip ederek, güncel ve hukuki konularla ilgili yayınladığı eserlerle çalışmalarına devam etmektedir. Bu sayede müvekkillere sunulan hizmetin verimliliği artmakta ve dinamik bir iş disiplini ile en hızlı ve güvenilir hukuki hizmet sağlamaktadır.

İletişim

Konacık Mah. Kazım Karabekir Cad. No:24 D:A-3 Bodrum, Muğla