SOMUT OLAYDA, SÖZLEŞMEDEKİ İŞİN SÜRESİ DE DİKKATE ALINDIĞINDA KARARLAŞTIRILAN MAKTU KİRANIN BİR YIL SÜREYLE GEÇERLİ OLACAĞININ KABULÜ OLAYIN ÖZELLİĞİNE DE UYN DÜŞECEKTİR.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi T. 20.07.2009 E. 2008/4993 K. 2009/4456
“Sözleşmeyle konulan kira tazminatı, edimin zamanında yerine getirilmesini güvence altına almak amacı taşımaktadır. Böyle bir şart konulmamış olsaydı alacaklı daha iyi durumda olacaksa, şartın amacı da gerçekleşmemiş olacaktır. Ayrıca sözleşmede asıl olan borcun sözleşme şartlarına uygun ve zamanında yerine getirilmesidir. İfanın uzun süreli olarak yerine getirilmemesi hali tarafların sözleşmeden bekledikleri bir durum değildir. O halde maktu olarak kararlaştırılan kiranın uzun süreli gecikmelerde dahi geçerli olacağının kabul edilmesi yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların sözleşmeden bekledikleri yarar ile iyiniyet kuralları ve hakkaniyete aykırıdır.”
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi T. 20.10.2014 E. 2014/5795 K. 2014/11358
“Ne var ki, bu tarihten sonra D.. A.. mirasçıları tarafından yapılan 16.12.2009 tarihli intikal işlemi ile taşınmazın paylı olarak adlarına tescili sağlanmış olduğuna göre taksim sözleşmesinin varlığından ve geçerliliğinden söz edilemez. Davanın açıldığı tarihte davaya konu taşınmaz paylı mülkiyete konu olup 07.09.2009 tarihli taksim sözleşmesi daha sonra yapılan intikal işlemi ile bozulmuştur. Mahkemece ortaklığın giderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle taksim sözleşmesine değer verilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi T. 21.12.2020 E. 2020/4904 K. 2020/8027
“Bu durumda, davalının zamanaşımı itirazının süresinde yapılmadığına ilişkin mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu söylenemez ise de; hem değişik iş sayılı dosyada aldırılan heyet raporu hem de eldeki bu davada aldırılan bilirkişi roporu dikkate alındığında, dava konusu daire içinde ve teras balkonunda meydana gelen çökme ve ayrılmalar TBK 244/3 maddesi kapsamında satıcının ağır kusuru kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olduğunun ve buna göre de davanın zamanaşımına uğramadığının kabulü gerekir.”
İTİRAZIN İPTALİ DAVASININ KISMİ DAVA OLARAK AÇILMASI VE DAVA AÇILIŞ TARİHİNDEN İTİBAREN BİR YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN GEÇMESİNDEN SONRA ISLAHLA MİKTARIN ARTTIRILMASI DURUMUNDA ISLAH İLE ARTTIRILAN MİKTAR BAKIMINDAN DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİR.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 05.12.2024 2024/8873 E. 2024/9570 K.
“Eldeki davanın, dava dilekçesi ile talep edilen ve harçlandırılan 5.000,00 TL yönünden kanunda öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, ne var ki ıslahla artırılan miktar yönünden itirazın iptali davası için öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü sürenin, itiraz niteliğinde olup hakim tarafından re'sen dikkate alınması gerektiği, bu sebeple ıslah ile artırılan miktar bakımından hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2015/27966 K. 2019/74 T. 7.1.2019
“Somut uyuşmazlıkta, davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna ücret bildiriminin gerçek ücreti üzerinden yapılması talebinin karşılanmaması üzerine, iş akdinin davacı işçi tarafından feshedildiği dosyadaki bilgi, belgeler ve özellikle davacı işçinin işyeri arkadaşlarına ve davalı işverenin müşteri çevresine gönderdiği elektronik posta içeriğinden anlaşılmaktadır. Haklı nedenle dahi olsa iş akdini fesheden tarafın ihbar tazminatı talep edemeyeceği gözetilerek, davacının ihbar tazminatı talebinin reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2020/8138 K. 2021/4360 T. 20.4.2021
“Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür’ denilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; 12.06.2014 tarihli 0953 yevmiye numaralı,Tapu Müdürlüğünce düzenlenmiş olan ipotek senedinin “sözleşme şartları” başlıklı bölümün 1. maddesi, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında haksız şart niteliğindedir.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2020/35 K. 2021/317 T. 23.3.2021
“Bu durumda 1.949,91TL bedel ile araçta değer kaybına neden olmaksızın tamamen giderilen arıza nedeniyle aracın sıfır km ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesi hak ve nesafet kurallarıyla örtüşmemektedir. Davacıya seçimlik haklarından ücretsiz onarımın kullandırılması ve bu anlamda onarım için ödemiş olduğu bedelin davacıya iadesi tarafların hak ve menfaatleri değerlendirildiğinde yerinde olacaktır. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, her ne kadar davaya konu araç onarılmış ise de arızaya konu fren hususunun hayati önemi haiz olması nedeniyle davacının güvenlik tehlikesi duymasının anlaşılır olduğu, bu nedenle aracın ayıpsız misli değişimine dair verilen mahkeme kararının onanması gerektiği yönünde dile getirilen görüş, açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2019/5571 K. 2021/471 T. 26.1.2021
“…davacının mirasbırakana ve davalı annesine karşı ilgisiz kaldığı, hastalığı ile ilgilenmediği dinlenen tanık beyanları ile sabit olmuştur. Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Dosyada, tanıkların gerçek olmayan olayları gerçekmiş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu da bulunmadığından tanıkların sözlerine değer vermek gerekmektedir. Bu durumda bölge adliye mahkemesince, dinlenen tanık beyanlarına göre, dava konusu vasiyetnameler ile mirasbırakanın davacı kızını mirastan çıkarma sebebi olarak ileri sürdüğü vakaların mirasçılıktan çıkarma sebebi sayılabilecek nitelik ve nicelikte bulunduğu...”
