Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 1.6.2023 E. 2023/398 K. 2023/2903
“Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı erkeğin dilekçesinde tek dayandığı ve İlk Derece Mahkemesince kusur olarak yüklenilen ziynet eşyalarının nerede olduğunu söylememesi vakıası olduğu, ziynet eşyalarının kadına düğünde takıldığının taraflarca kabul edildiği, ihtilaf olmadığı, bu ziynetlerin borçlar nedeniyle bozdurulup yerine yeniden alındığı, kadının kişisel malı sayılan ziynetlerin, evliliğin süresi ve davalının yaşı da dikkate alındığında yeniden bozdurulacağı korkusu ile eşine yerini söylememesinin güven sarsıcı davranış değerlendirilmesinin hatalı olduğu, mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı… Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanmasına,”
BU NEDENLE, EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA DAVASINDA KADINA TERK NEDENİYLE KUSUR YÜKLENEMEZ.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 16.01.2025 E. 2024/2010 K. 2025/366
“4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesini birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince kadının, "uzun süreli olarak erkeğin bilgi ve rızası dışında aile konutunun bulunduğu Nazilli'den ayrılarak, Manavgat'a gittiğinden" bahisle boşanma kararı verilmiş ise de, davacı davalı erkeğin terke dayalı boşanma davası da bulunmamaktadır. Bu sebeple kadına terk nedeniyle kusur yüklenemez. Kadının başkaca kusuru da kanıtlanamamıştır. 4721 sayılı Kanun'un 166 ıncı maddesinde yer alan çekilmezlik ve temelden sarsılma unsuru erkeğin davasında gerçekleşmemiştir. Bu durumda erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile boşanma kararı verilmesi doğru bulunmamış bozmayı gerektirmiştir."
YÜKLENİCİNİN, TESLİMDEN SONRA YAPILAN İMALATLARIN KENDİSİ TARAFINDAN YAPILDIĞINI İDDİA ETMESİ DURUMUNDA BUNU İSPATLAMASI GEREKİR.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi T. 4.4.2017 E. 2016/1621 K. 2017/1538
“Diğer taraftan karine olarak iş sahibine imalâtların teslimine kadar yapılmış bulunan imalâtların tümünün yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekmekte olup teslimden sonra yapılmış bulunan imalâtların kendisi tarafından yapıldığını yüklenicinin ispatlaması gerekir.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 17.9.2015 E. 2015/1664 K. 2015/16292
“Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, birlikte yaşamaktan kaçındığı, eşinin annesine hakaret ettiği, davacı erkeğin ise bağımsız konut sağlamadığı, hamile olan davalı kadınla ilgilenmediği, ailesinin eşine müdahalesine sessiz kaldığı, istemediğini söylediği, beddua ettiği, annesinin kadını dövdüğü anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/1-2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/2521 K. 2024/2509 T. 24.9.2024
“2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesindeki düzenlemeye göre; davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi için, davaya konu alacağın gerçek miktarın belli olması veya belirlenebilmesi için bütün unsurlarının borçlu tarafından bilinebilecek nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. Kiralananın erken tahliyesi nedenine dayalı makul süre kira bedeli alacağının miktarının tayini yargılamayı gerektirdiğinden, takip tarihi itibariyle davalı tarafından hesaplanabilir ve likit bir alacağın söz konusu olmadığının kabulü gerekir. O halde Mahkemece, sadece itirazın iptaline karar verilen bakiye kira alacağı yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi, makul süre kira bedeli alacağı yönünden, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 19.10.2023E. 2023/1623 K. 2023/4881
"Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece erkeğe "eşine lan diye hitap ettiği" kusuru yüklenmiş ise de bu vakıayı anlatan tanık ...'ın kadının, erkeğe "lan" diyerek hitap ettiği yönünde beyanda bulunduğu buna göre, erkeğe bu vakıanın kusur olarak yüklenemeyeceği, erkeğe yüklenen bu kusurun gerekçeden çıkartılması ile kadına, erkeğe "lan" diyerek hitap ettiği vakıasının kusur olarak yüklenmesi gerektiği... Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,”
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi T. 12.3.2019 E. 2019/287 K. 2019/1688
“Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayda, davacı, yönetim planının iptalini istediğinden yönetim planının üçüncü maddesi ve 634 sayılı Kanunun 33. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, yönetim planının kanunun emredici hükümlerine aykırı olması halinde kat malikleri tarafından bu maddelerin iptali için her zaman mahkemeye başvurulabileceği ve yönetim planının iptali kat maliklerinin hukukunu yakından ilgilendirdiğinden bütün kat maliklerinin de açılacak davaya dahil edilmesi gerektiği dikkate alındığında; öncelikle kat maliklerinin tamamının davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.”
AÇIK HESAP İLİŞKİSİNDE İSE MAHKEMECE SADECE TAKİP KONUSU FATURALAR VE ÖDEME SAVUNMASI BAKIMINDAN ARAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME YAPILMASI GEREKİR.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu T. 28.3.2018 E. 2017/1634 K. 2018/633
“Yukarıdaki açıklamalar ışığında, eldeki davada, ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu, yapılan ödeme savunmasının da yazılı delille ispatının gerektiği, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından aradaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak değerlendirilebileceği ve Özel Daire kararında belirtildiği gibi mahkemece sadece takip konusu faturalar ve ödeme savunması bakımından araştırma ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, aksi yönde yapılacak araştırmanın ise itirazın iptali davasının niteliği ile bağdaşmayacağı hususları açık olduğundan, mahkemece önceki kararda direnilmesi doğru değildir.”
