RESMİ ŞEKİLDE DÜZENLEME ŞARTI ANCAK TAPULU BİR TAŞINMAZIN MÜLKİYETİNİN SERMAYE OLARAK KONULMASI HALİNDE ARANMAKTADIR.
"Diğer yandan; ortaklığın tasfiyesine yönelik taşınmazların devri ile ilgili düzenlemenin resmi şekilde yapılması zorunlu değildir. Resmi şekilde düzenleme şartı, ancak tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin katılım payı (sermaye) olarak ortaklığa konulması halinde aranmaktadır.”
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi T. 18.9.2007 E. 2006/4511 K. 2007/5456
“Menfi tesbit davasına konu 01.05.2001 tanzim ve 01.05.2003 vade tarihli bono “malen” kaydını içermektedir. Borçlu davalı taraflar arasındaki kat karşılığı eser sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini savunmuş, davacı arsa sahibi ise 24.04.2001 gün ve Üsküdar 6. Noterliği’nin 10481 yevmiye nosunda kayıtlı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin bedeli olarak verildiğini iddia etmiştir. Oysa taraflar arasındaki sözleşmede ayrıca bono verildiği açıklanmış değildir. Davacı arsa bedeli karşılığı verildiğini iddia ettiğine göre bunun sözleşmede kararlaştırılan yüklenici yükümlülüğünü arttırması nedeniyle aynı biçimde düzenlenmiş sözleşmeyle kanıtlanması gerekir. Borçlar Yasası’nın 12. maddesince Yasanın şekil koşuluna bağladığı sözleşmelerdeki değişiklikler aynı koşula uyularak yapılmalıdır. Bono düzenlenmesiyle sözleşme değiştirilmiş kabul edilemeyeceğinden davalı ve birleşen davada davacının menfi tesbit davasının kabulüne karar verilmesi yerine bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeyle reddi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Karar bu nedenle bozulmalıdır.”
ÜCRET SÖZLEŞMESİ BULUNMASA BİLE YÜKLENİCİ PİYASA RAYİCİNE GÖRE ÜCRET TALEP EDEBİLİR.
Y. 23. HD. T. 28.3.2014 E. 2013/9340 K. 2014/2375
“Mahkemece, davacı yanca yapılan masraflar ve vekalet görevini icra etmesi nedeniyle hakettiği ücret hesaplanmışsa da yapılan hesapta, gerek masrafların hangi arsa sahibi için yapıldığının belirlenmemesi, gerekse de hesaplanan vekalet ücretinin değer artışı esas alınarak saptanmasına rağmen her bir arsa sahibinin arsasının farklı değerde arttığı bilirkişilerce ifade edilmesine rağmen, bu istek kalemi yönünden de herhangi bir ayrım yapılmadan hüküm altına alınan miktarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi de hatalı bulunmuştur.”
VE BU SÖZLEŞME HACİZ TARİHİNDE TAPUYA ŞERH EDİLMEMİŞSE, ARSA SAHİBİNİN ALACAKLISI TARAFINDAN KONULAN HACİZ KALDIRILMAMALIDIR.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi T. 22.12.2021 E. 2021/2558 K. 2021/2478
“Dava konusu somut olayda ilk derece mahkemesince; bağımsız bölüm üzerindeki haciz şerhinin arsa sahibinin borcundan kaynaklandığı, haciz şerhinin konulduğu tarihte kat karşılığı inşaat sözleşmesi tapuya şerh edilmediği gibi, davalı alacaklı K2’ın haciz koydurduğu taşınmaz ya da bağımsız bölüm üzerinde inceleme yaparak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, inşaatın devam ettiğini ve bu yerin yükleniciye ait olduğunu araştırması beklenemeyeceğinden ve davalıların murisinin kötüniyetli olduğu davacı tarafça da kanıtlanamadığından tapu sicilinin aleniyeti ilkesi gereği, yükleniciye ait olması gerekip haciz şerhinin konulduğu tarihte arsa sahibi adına kayıtlı bağımsız bölüm üzerine arsa sahibinin alacaklısının koyduğu haciz şerhinin kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken...”
YÜKLENİCİNİN, TESLİMDEN SONRA YAPILAN İMALATLARIN KENDİSİ TARAFINDAN YAPILDIĞINI İDDİA ETMESİ DURUMUNDA BUNU İSPATLAMASI GEREKİR.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi T. 4.4.2017 E. 2016/1621 K. 2017/1538
“Diğer taraftan karine olarak iş sahibine imalâtların teslimine kadar yapılmış bulunan imalâtların tümünün yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekmekte olup teslimden sonra yapılmış bulunan imalâtların kendisi tarafından yapıldığını yüklenicinin ispatlaması gerekir.”
SÖZLEŞMENİN GEÇERSİZLİĞİNİN TESPİTİ VEYA GERİYE ETKİLİ OLARAK FESHEDİLMESİ HALİNDE, TAPUYA GÜVENEREK VE İYİNİYETLİ OLARAK AYNİ HAK EDİNEN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN MÜLKİYET VEYA İPOTEK HAKKININ KORUNMASI GEREKİR.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu T. 16.5.2025 E. 2024/1 K. 2025/2
“arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın tapuda yükleniciye devredilmesinden sonra yüklenicinin arsa payı veya bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satması veya ipotek tesis etmesi üzerine, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti veya geriye etkili olarak feshedilmesi hâlinde; üçüncü kişilerin tapuya güvenerek ve iyiniyetli olarak aynî hak edindikleri iddialarının dinlenmesi mümkün olup, yapılan delil değerlendirmesi sonucu üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunun ispatlanmamış olması hâlinde iyiniyetin varlığı kabul edilerek iktisap edilen mülkiyet veya ipotek hakkının korunması gerektiğine”
“Arsa payı karşılığı inşaat yapım ve eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde seçimlik hakkın ayıbın giderim bedeli olarak kullanılması halinde giderim bedelinin ayıbın ortaya çıkmasından itibaren dava açılması için gereken makul süreden sonraki mahalli piyasa rayiçleri ile hesaplanması gerekir. Piyasa rayiçlerinin içerisinde KDV ve yüklenici kârı da bulunacağından bunların ayrıca hesaplanarak bedele dahil edilmesi mümkün değildir. Yaptırılan delil tespitleri ve mevcut delillere göre ayıbın 2013 yılında ortaya çıkıp giderim bedeli hesaplamasının 2013 yılı mahalli piyasa rayiçleri ile hesaplanması gerektiği anlaşılmaktadır.”
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi T. 2.11.2020 E. 2018/1624 K. 2020/1259
“Eksik iş ise sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek bulunmamaktadır. Eksik işler yönünden TBK’nın 474 ve 477. maddesindeki hükümler uygulanmaz.”
