İnşaat Hukuku

ADİ ORTAKLIĞIN TASFİYESİNE YÖNELİK TAŞINMAZLARIN DEVRİ İLE İLGİLİ DÜZENLEMENİN RESMİ ŞEKİLDE YAPILMASI ZORUNLU DEĞİLDİR.

ADİ ORTAKLIĞIN TASFİYESİNE YÖNELİK TAŞINMAZLARIN DEVRİ İLE İLGİLİ DÜZENLEMENİN RESMİ ŞEKİLDE YAPILMASI ZORUNLU DEĞİLDİR.

RESMİ ŞEKİLDE DÜZENLEME ŞARTI ANCAK TAPULU BİR TAŞINMAZIN MÜLKİYETİNİN SERMAYE OLARAK KONULMASI HALİNDE ARANMAKTADIR.

"Diğer yandan; ortaklığın tasfiyesine yönelik taşınmazların devri ile ilgili düzenlemenin resmi şekilde yapılması zorunlu değildir. Resmi şekilde düzenleme şartı, ancak tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin katılım payı (sermaye) olarak ortaklığa konulması halinde aranmaktadır.”

Ankara BAM 24. Hukuk Dairesi T. 06.05.2025 E. 2024/1896 K. 2025/884

Mahkemece verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:


TALEP:

Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında ... parsel üzerinde inşaat yapılması hususunda müteahhit ortaklığı mahiyetinde adi ortaklık ilişkisinin olduğunu, bu çerçevede 4 adet daire yapıldığını ve bunların kura ile paylaştırıldığını, kura sonucunda 5 ve 7 no'lu dairelerin davacıya çıktığını, ancak 7 no'lu dairenin davalıya devredildiğini ileri sürerek, 7 no'lu dairenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, 07/09/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın konusunu değiştirilerek, 6 no'lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş, 07/09/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu taşınmazın 3.kişiye devredildiğinden bahisle, talep sonucu değiştirilerek, 6 no'lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.


CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, taraflar arasında yazılı bir ortaklık sözleşmesinin olmadığını, kura çekiminin güvenilir olmadığını, davacının tapu iptali ve tescil talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek, davanın öncelikle görev yönünden reddine, aksi halde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Mahkemece; davanın kabulü ile; ... parsel 6 no'lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, İİK.’nun 28. maddesi uyarınca kısa kararın Çankaya Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine karar verilmiş, hükme karşı süresinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.


İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf talebinde, davalının kura çekimine yanaşmadığı için kura çekiminin ...'ın yaptığını, yapılan kuraya göre 5 ve 7 numaralı dairelerin davacıya 6 ve 8 numaralı dairelerin ise davalıya düştüğünü, bu sebeple 7 numaralı dairenin kaydının iptalini ve bu dairenin tapusunun davacıya verilmesi gerektiğinin iddia edildiğini, dilekçe ekinde sunulan ihtarnameden de anlaşılacağı üzere ...' ın 6 ve 7 numaralı davalıya ait daireler üzerindeki ipoteği kaldırmasının akabinde bizzat davalının ofisinde kura çekiminin yapılabileceğinin belirtildiğini, ancak davacının bu yolu tercih etmek yerine tarafsızlığı şaibeli olan ...'a kura çekimini yaptırdığını ve 7 numaralı dairenin kendisinin olduğuna dair yanlış ve haksız bir algıya kapıldığını, ancak 13/09/2021 tarihli sözleşmeye göre ...' ın bu kurayı çekmek gibi bir yetkisi bulunmadığını, zaten davalının olmadığı bir ortamda çekilen kuranın da geçersiz olacağını, tarafsızlığı şaibeli ve yetkisiz bir şahsın çektiği ve davalının olmadığı ortamda çekilen geçersiz kuraya istinaden açılan tapu tescil iptal davasının da haksız ve mesnetsiz olduğunu, kaldı ki davacı yanında ıslah dilekçesi ile birlikte kendi çektikleri kuranın tam aksi olacak şekilde 7 numaralı dairenin değil de 6 numaralı dairenin kendilerinin olmasını istediğini ve mahkemece bu davanın kabul edildiğini, ancak davacının ıslah dilekçesiyle birlikte kendisiyle çeliştiğini, kendi çektikleri yetkisiz ve geçersiz kuranın da önüne geçecek bir hareket yaparak 6 numaralı dairenin tapu iptal ve tescilini talep ettiğini ve dolayısıyla davanın kabulüne karar verildiğini, 13/09/2021 tarihli sözleşme hükümlerine aykırılık yapılmasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.


GEKEKÇE:

Dava, adi ortaklık tasfiye sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.

Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir ( BK md. 520, TBK. 620 md.).

6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1 inci maddesi; “Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmünü içermektedir.

Adi ortaklığın sona erme sebeplerini düzenleyen BK'nın 535 inci (TBK'nın 639 uncu) maddesinin birinci fıkrasında; ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesiyle ortaklığın sona ereceği düzenlenmiştir.

Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır.

Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece TBK’nın 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir.

Diğer yandan; ortaklığın tasfiyesine yönelik taşınmazların devri ile ilgili düzenlemenin resmi şekilde yapılması zorunlu değildir. Resmi şekilde düzenleme şartı, ancak tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin katılım payı (sermaye) olarak ortaklığa konulması halinde aranmaktadır. (Yargıtay 3. H.D. 2022/2560 E. 2022/9201 K.)

İstinaf olunan karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dava konusu 13/09/2021 tarihli sözleşmenin taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin olduğu, sözleşmede dairelerin eşit olarak paylaşılacağının düzenlendiği, bu kapsamda, taraflara iki dairenin verileceğinin anlaşılmasına, ortaklığın tasfiyesine yönelik taşınmazların devri ile ilgili düzenlemenin resmi şekilde yapılmasının zorunlu bulunmamasına ve tacirler arasında görülen işbu davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmasına göre, mahkemece verilen kararda isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nun 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nun 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.


HÜKÜM:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nun 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
  2. Alınması gereken 170.775,00 TL harçtan peşin alınan 42.693,75 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 128.135,25 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
  3. İstinaf yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere, 06/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

AV. ARB. Seher ÇINGIL, LL.M.

Hakkımızda

Avukat Seher ÇINGIL, düzenli olarak mevzuat değişikliklerini takip ederek, güncel ve hukuki konularla ilgili yayınladığı eserlerle çalışmalarına devam etmektedir. Bu sayede müvekkillere sunulan hizmetin verimliliği artmakta ve dinamik bir iş disiplini ile en hızlı ve güvenilir hukuki hizmet sağlamaktadır.

İletişim

Konacık Mah. Kazım Karabekir Cad. No:24 D:A-3 Bodrum, Muğla